Görünüşleri itibariyle karıncalara benzeyen termitler,  genelde tropik ve subtropik bölgelerde yaşarlar, odun gibi organik maddelerle beslenirler. Termitlerin yaklaşık 3000 türü vardır.  Tür çeşitliliği bakımından Afrika kıtası ilk sıradadır. Termitlerin Türkiye’de üç türü vardır: Hasatçı termit (Anacanthotermes ubachi), Sarı yakalı kuru odun termiti (Kalotermes flavicollis),  ve aynı türden olan Akdeniz termiti (Reticulitermes lucifugus) ile Japon termiti (Reticulitermes speratus).

http://trend.mynet.com/bu-inanilmaz-sey-kaya-degil-bir-bocegin-yuvasi-1055009

Boyları bir iki santimetre civarında olan termitler, topraktan yaptıkları yüksekliği beş metreyi bulan, adeta mükemmel bir şehri andıran kulelerde yaşarlar.  Bu şehirciklerde, iklimlendirme ve havalandırma sisteminin yanında kraliçe odası, kuluçka odası ve çocuk odası gibi hususi odalar bulunur. Termitler, rızıklarını bulma ve savunma gibi konularda harikulade bir dayanışma sergilerler. Koloniler halinde yaşayan termitlerde, kraliçe neslin devamından, işçiler yuvanın her türlü ihtiyaçlarını karşılamadan, asker termitler ise savunmadan mesuldür. Fakat gerektiğinde işçi termitlerde savunmaya destek verirler. Bilim insanlarını hayrete sevk eden termitlerin savunma silahlarının bir yenisi, 2012 yılının Haziran ayında keşfedildi.

Jan Sobotnik ve Thomas Bourguignon isimli araştırmacılar, Fransız Guyana’sında yaşayan Neocapritermes taracua türü termitlerin daha önce rapor edilmeyen bir hususiyetini keşfettiler. Bu türün işçileri, çeneleri zayıflayıp, yiyecek toplayacak güçleri kalmadığında (adeta tam emekliliğe ayrılacakları zaman)  termitlerin ordusu tarafından seferberliğe çağrılırlar. İşçi termitler yaşlanınca, sırt tarafının iki omuz başına, sırt çantasına benzeyen, mavi kristal bölmeler ihsan edilir. Bakır elementi ihtiva eden hemosiyaninli protein yapısındaki bu kristaller,  tehdit anında birleştirilirler. Daha sonra bu kristal,  içeride tükrükle de karıştırılarak kimyevi reaksiyon meydana getirilir. Bu reaksiyon neticesinde, düşmanlara yapıştığı zaman, onların yaralanma ve ölmesine sebep olan yapışkan, jel kıvamında bir sıvı üretilir. Koloni saldırıya uğradığı zaman yaşlı işçilerin sırtlarındaki kesecikte depolanan bu sıvı, sıkıştırılır ve bir bomba gibi patlatılır. Patlama neticesinde etrafa saçılan zehirli madde, temas ettiği yerleri çürütür. Bu mavi kristal maddenin tam formülü, kimyevi reaksiyonun nasıl, hangi şartlarda gerçekleştiğine dair detaylar henüz bilinmemektedir. Yaşlandıktan sonra bile böyle büyük ve tehlikeli işlerde görev alan termitler, acaba bize bir şeyler mi anlatmak istemektedirler?

Benzer bir durum, yuvalarında mantar yetiştiren, yaprak karıncalarında da gözlenmiştir. Bu karıncalar vücutlarının 50 katı ağırlığında yaprak parçalarını kesip taşıyabilirler. Karıncıların sıra halinde yuvaya taşıdıkları yapraklar, içerde nem ve sıcaklık ayarlarının da yapılmasıyla, koloniyi besleyen mantarın büyümesi için gerekli temel malzeme olmaktadır. Ancak karıncaların keskin çeneleri yaşlanmaya bağlı olarak aşınır. İlk başta jilet gibi keskin ve sağlam olan çeneler körelmeye ve güçsüzleşmeye başlar. Bundan dolayı yaşlanan karıncalar, Yüce Yaratıcının ilhamıyla yaprak kesmeyi gençlere bırakır. Yaşlı karıncalar bundan sonraki hayatlarına yaprak taşımak gibi daha kolay işlerde rol alarak devam ederler.

Özetlersek, termit ve yaprak karıncaları gibi sosyal hayvan topluluklarında yaşlı üyeler, biyolojik değişikliklere uyum sağlar. Fiziki güçleri azaldığında bile, koloniye faydalı olmaya devam ederler. Adeta emeklilik yerine, gücüne uygun iş ve görev değişikliği yaparlar. Tabiatta her canlıda bunu görebiliriz. Mesela, yaşlandım artık uçmayacağım, diyen kuş olmadığı gibi, yaşlanan ağaçlar da emekliğe ayrılıp ‘artık meyve vermeyeceğim’ demez ve canlılığı sona erene kadar dünyamıza oksijen vermeye devam ederler.

İnsanoğlunun buradan çıkaracağı ders ise, çalışabildiği müddetçe işinde, mesleğinde çalışmaya devam etmesidir. Kâinat kitabının termitler ve karıncalar sayfasındaki bu hikmetli davranışı ışığında, niyetlerimizi bir kere daha yenileyip;  yaşlılık planlarımızı tekrar gözden geçirmemiz gerekmez mi?

 

Kaynak:

Science Magazine, July 2012 http://news.bbc.co.uk/earth/hi/earth_news/newsid_9306000/9306830.stm              

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here