Uzay-zaman beraberliğinde varlık sahnesi ne çıkan ve vakti geldiğinde yokluk alemlerine geçiş yapan varlıklar ve hadiseler, belirli periyotlarda cereyan eder. Her öl- çekteki hareketliliğin ritmik düzenleri keşfedildikçe, varlık alemindeki periyodik salınımların rastgele olmadığını, yaratmanın devam ettiğini ve galaksilerden atoma kadar her şeyin harikulade bir şekilde planla- nıp yaratıldığını daha iyi anlıyoruz.

UZAYDA RİTİM

Vücudumuzun biyolojik saatine benzer şekilde, kainatta cereyan eden her hadisenin ve canlıcansız her varlığın uzay-zamanda yaratılırken ortaya çıkan dinamik bir ritmi var. Dünya’nın, kendi ekseni etrafındaki turunu bir günde, Güneş etrafındaki dönüşünü bir yılda tamamlaması, uzaydaki periyodik hadiselere bir misaldir. Ay’ın kendi ekseni etrafında ve Dünya çevresinde dönüş hızı yaklaşık aynı olduğundan, Ay’ın hep aynı yüzünü görürüz. Güneş Sistemi, Samanyolu Gök Adası (Galaksi) içindeki turunu bir gök ada yılın da (225-250 milyon yıl) tamamlar. Bugün bilinen uzaydaki bütün cisimlerin hareketleri, periyodik olarak tekrarlanmaktadır. Mesela, Halley kuyruklu yıldızının Dünya’ya bir sonraki yakın geçiş zamanının 2061 yılı olacağı bugünden bilinmektedir.

Güneş sistemi içinde yer alan gezegenlerin ve uy- dularının hareketleri, Dünya üzerinde cereyan eden hadiselere tesir eder. Ay’ın çekim tesirinden kaynakla- nan ve yaklaşık 24,8 saatlik bir periyotta gerçekleşen gel-git hadisesi buna güzel bir misaldir. Okyanuslar gibi dünyadaki büyük su kütlelerinin iki defa kabarıp, alçalmasına yol açan hareketlilik, özellikle su kıyılarında yaşayan hayvan ve bitkilerin yaşantılarına tesir eder. Kıyı kuşlarının genellikle sadece suların alçaldığı zamanlarda kıyıda yiyecek aramaya çıkmaları bu ritme göre davranmalarından kaynaklanır.

TABIATTA RİTİM

Yerküre’deki canlı ve cansız hadiseler de ritmik cereyan eder; mevsimler, gece-gündüz hiç sırasını şaşırmaz. Orta Avrupa’da yaşayan karacaların üreme dönemleri’de bu mevsimlere uygun olarak düzenlenir. Karacaların çiftleşme vakti, bol besin bulduğu Temmuz-Ağustos aylarıdır. Sıcaklık bakımından en elverişli zaman olan Mayıs ayında da yavrular dünyaya gelir.

Güney Afrika’da yaşayan Kirpiler, şiddetli soğukların yaşandığı haziran-ağustos arasını, Orta Avrupa’daki Kirpiler ise ekimden nisana kadarki zamanı uykuda geçirirler. Ancak Orta Avrupa’da soğuk hüküm sürerken, aynı bölgede hayvanat bahçesinde sıcak ve bol gıdanın bulunduğu odalarda beslenen kirpiler ise kış uykusuna yatma ihtiyacı duymaz. Çünkü fıtri yaşama alanlarından uzaklaştırılan hayvanlar davranış değişikliği gösterir. Van Gölü’nde yaşayan inci kefalleri, her yıl haziran ayının ilk haftası göle dökülen ırmakların tersi istikamette göçe başlar. Irmak yolunda korunaklı ve akıntının az olduğu bir yere yumurtalarını bırakarak geri dönerler.

Kuşlar belirli zamanlarda yumurtlar, kuluçkaya yatar, binlerce kilometre uzağa göç eder. Yine bitkile- rin çiçek açma ve tomurcuklanma vakitleri belirli zamanlarda olur.

VÜCUDUMUZDA RITIM

Vücudumuz ve organlarımızın da bir çalışma ritmi vardır. Farkında olmasak da biyolojik saat denilen, arka planda çalışan bu ahenkli hareketler, ölünceye kadar devam eder. Mesela kalbimiz ritmik olarak atar ve ritimdeki bozukluk, ciddi hastalıkların habercisi olabilir. Hücrelerin ölümü ve yenilerinin yaratılmasıyla belirli sürelerde organlarımız yenilenir.

Metabolizma da bir ahenk içinde çalıştırılır. Biyolojik saatin birincil kontrol noktası olarak epifiz bezi görevlendirilmiştir. Beyindeki bu minik organ, bura- dan salgılanan başta melatonin olmak üzere diğer bir-

kaç hormon vasıtasıyla, organ ve sistemlerin düzenli işletilmesinde rol oynar. Epifiz bezi, hipotalamusla beraber zamanı ölçmeye yarayan bir saat gibi çalışır. Bu bez; 24 saatlik bir ritimde, karanlıkta salgıladığı melatonin hormonu vasıtasıyla vücudun diğer kısım- larına da zamanı ölçen sinyaller gönderir.

Diğer organlarımız hormon salgılamaya kimyevî uyarılarla başlarken epifiz ışık şiddetine göre faaliyete geçer. Melatonin salgılanması ortamın ışık seviyesi ile alâkalıdır. Genellikle ışık, melatonin salgılanmasının azalmasına, karanlık ise artmasına sebep olmaktadır. Işık uyarıları epifiz bezine gözdeki retina tabakasın- dan başlayan çok girift bir sinir yoluyla ulaşır. Basitçe şu şekilde bir yol takip eder:

Işık -> retina-> hipotalamus -> epifiz -> melatonin salgısı

 

Metabolizmanın çalışma hızı, sebepler dünyasında melatonin hormonuyla kontrol altında tutulur. Akşam uykumuzun gelmesi, sabah uyanışımız gibi fizyolojik hadiseler, melatonin miktarına göredir. Bir başka ifadeyle Dünya’nın kendi ekseni ve Güneş etrafında dönüşü yani Güneş ışınlarının Dünya’ya geliş hususiyetleri doğrudan vücut metabolizmasına tesir eder. Yüce Beyan’da (1) mealen gecenin uyku ve istirahat, gündüzün ise çalışma vakti olarak tarif edilmesi bu hakikate en güzel işarettir.

Metabolizmanın çalışma hızı, sebepler dünyasında melatonin hormonuyla kontrol altında tutulur. Akşam uykumuzun gelmesi, sabah uyanışımız gibi fizyolojik hadiseler, melatonin miktarına göredir.

Kromozomda bulunan ve hücre çoğal- masında rol alan telomer isimli DNA parçası (bir nevi şifre) her bir hücre bölünmesinde kısalır, belli bir kısalığa ulaşınca da hücre çoğalamaz. Bu yüzden telomer, hücrenin biyolojik saatinin belirlenmesinde vazifeli bir yapıdır.

HÜCREDE RITIM VE BIR ŞIFRENIN ÇÖZÜMÜ

Canlıların en küçük fonksiyonel birimi olan hücrelerin de bir ömrü vardır. Hücrelerin biyolojik saati bölünme ve ölme vakitlerini gösterir. Kromozomda bulunan ve hücre çoğalmasında rol alan telomer isimli DNA parçası ( bir nevi şifre) her bir hücre bölünme- sinde kısalır, belli bir kısalığa ulaşınca da hücre çoğalamaz. Bu yüzden telomer, hücrenin biyolojik saatinin belirlenmesinde vazifeli bir yapıdır. Fakat kanser hücrelerinde bulunan ve bir protein olan telomeraz enzimi bu DNA parçasının kısalmasını önler; böylece kanserli hücre sürekli ve kontrolsüz bölünerek çoğalır. Texas Üniversitesi araştırmacıları (2) ; 2015 yılı Ocak ayında 6-thiodG adlı bir maddenin telomeraz enzimine bağlanarak, kültür ortamında ve farelerde kanser hücresinin çoğalmasını durdurduğunu buldular. Kan- serli hücredeki telomeraz enzimi, 6-thiodG maddesiyle karşılaştığında hücre zarar görmüş gibi bir sinyal algılar, artık bölünmez ve daha sonra da ölür. Günümüzde hücre kültürlerinde ve deney hayvanlarında kullanılan bu kimyevi molekül, gelecekte yapılacak çalışmalar için bir ümit olmakta ve araştırmalara ışık tutmaktadır. Evet, bir şifre çözülmüş ve ilmin gelişimi adına bir adım atılmıştır.

Canlı cansız bütün varlığın temel maddesi olan atomun etrafındaki elektronlar da belli bir ritimde hareket eder. Bu olay atom çekirdeğindeki ‘zayıf nükleer kuvvet (3) ve güçlü nükleer kuvvet (4) ’ gibi atom içi itme-çekme unsurlarını dengelemektedir. Bu hadisedeki ritim bozukluğu maddeyi yok edebilir.

Vücudumuz ve organlarımızın da bir çalışma ritmi vardır. Mesela kalbimiz ritmik olarak atar ve ritimdeki bozukluk, ciddi hastalıkların habercisi olabilir.

 

Özetlersek gökler aleminden atomlara kadar her ölçekte kâinatta Yaratma devam etmekte ve ritmik periyotlarda gerçekleştirilen bütün hâdiseler, zincirleme olarak birbirlerine tesir etmektedir. Bir saatin küçüklü büyüklü çarkları gibi kimisi büyük kimisi küçük olsa da aslında hepsi büyük sistemin parçalarıdır. Kâinata konan kanunların ve düzenin daha derinlemesine far- kına varıldıkça, mevcudattaki harika ritim ve bunun şifreleri de keşfedilmeye devam edecektir. Araştırma ve öğrenme merakıyla donatılan insanoğlu bu ritim mekanizmalarını çözdükçe Yaratılış’ın hârikuladeliğinin farkına daha çok varacak, Yaratıcı’ya hayranlığı, saygısı ve şükrü daha da artacaktır.

DIPNOTLAR

(1) Size geceyi örtü, uykuyu bir istirahat, gündüzü de dağılıp çalışma vakti kılan O’dur. (Furkan, 47)

(2) Dr. Woodring Wright ve Dr. Jerry Shay

(3) Zayıf nükleer kuvvet; proton ve nötron alt parçacıklarına etki eder. Ayrıca çekirdeklerin kararsız olmasından da bu kuvvet sorumludur.

(4) Güçlü nükleer kuvvet; atom çekirdeğinde yer alan proton ve nötronların bir arada durmasını sağlar.

KAYNAKLAR

Çelik, Mustafa, Beynimizdeki Biyolojik Saat’, Sızıntı Dergisi, Nisan, 2011

Yılmaz, İrfan, ‘Usta Hayvanlar’, Muştu Yayınları, 2012

Aydın, Ziya, ‘Biyoritm’, Sızıntı Dergisi, Ağustos, 1994 http://www.sciencedaily.com/releases/2015/01/150101142230. htm

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here